25 Ocak 2008 Cuma

BIRAKIN MISRALAR KONUŞSUN

Bir mısra;belki bir cümle,belki bir paragraf,belki bir sayfa,belki bir kitap,belki bir ansiklopedi...
Bir mısra bir hayat...
Bir şiir bir belki birkaç hayat...
Mısralar şifre.Hem öyle bir şifre ki Da Vinci'nin ki halt etmiş!!!
Hayat şiirde saklı.Şiir ise hayatın kendisi...

Ansızın Gitmek de Var
havanın puslu
vaktin olmadığı zamanlarda
çıkıp ta geldi bir karanlık vakti
bilinmez bir ses tellerden geçerek
öylesine şair oldum
öylesine darmadağan
öylesine tutkulu

hayalin kanatlı ata binmiş
rüzgarı da arkasına almış
gelecek diye beklerken
karşı taraftan bilmediğim ses
anlattı bilmem ne ağacından
sana yakışan tabutu
İsmail HAŞİMOĞLU

Gidenin Ardından
kan kırmızı güfte yakılan ağıt
zaman dinlemeyecek bestedir bu
oynanıyor gözyaşlarıyla zılgıt
bir canın arkasından feryattır bu
İsmail HAŞİMOĞLU

Cenaze Marşı
ikinci sonat da
bin bir çeşitli hastalık
notalara çivili
yalnızlık mı yalnızlık

tahta beşik sallanırken cadde de
ahı tutar da yüreğim konuşmaz
benimdir belki bendendir bu cenaze
dese de bedenim geçen alaya karışmaz
İsmail HAŞİMOĞLU





23 Ocak 2008 Çarşamba

HANGİSİ DAHA ÖNEMLİ GÖRME Mİ? DUYMA MI?

Görmek;bakılan nesnelere odaklanabilmek.Odaksız bakılırsa yoğunlaşılmazsa,görmeniz mümkün değil.Sadece bakarsınız bu durumda.Bakıpta görememek.Odaklanma,gözün odaklanması değil!!! görülmek isteneni,görmek istemek...
Duymak ise öyle değil.Duyduğunuz sesin sizi yanıltma riski,görmeye göre çok çok daha az...
Görmek önemli ama duymak daha önemli!!!.
Göz yanılabilir,yanlış görebilir.Hatta olmamış bir şeyi görüyor olabilir.Veya olan bir şeyi görmeyebilir.Göz yanılgısı dedikleri de bu.Duymak öyle mi? Daha gerçek,daha az hatasız,daha reel.
Eskiden insanlar,mahkemelerde "ben gördüm" diyenle "ben duydum" diye anlaşmazlığa düşseler,hakim "ben duydum"diyene itibar edermiş.Şimdilerde böyle mi?bilmiyorum.
Duymak ne asil şey.Gözlerin kapatılıp su sesinin dinlenmesi de,bütün vucudu ruhuyla harekete geçirdiğinden olsa gerek...

15 Ocak 2008 Salı

MENFAAT YARDIM İKİLEMİ

Temel terzidir.Dükkanın içersinde bir tartı durmaktadır.Dükkanın içerisine hızla çekici bir bayan girer.Apar topar,kantarın üzerine çıkar.Oflanarak üzerindeki pardesüsünü çıkartır ve Temel'e madeni 1 ytl fırlatır.Bayan sonuçtan memnun kalmayarak,üzerindeki giysisini de çıkartarak bir 1 ytl daha fırlatır.Bu sonuçtan da memnun kalmayan bayan,eteğini çıkartmaya çalışırken,Temel bayana seslenerek;"Pundan sonra ücret yoktir.Pundan sonraki pütün tartımlar müessesemizdendur."der.
Yardım;imkanı yokken yapmaktır.Yardım;sınırları zorlamak,kendini başkasına tercih edebilmektir.Yardım;senin olmadan(veya olarak) başkasının olabilirlik ihtimalini düşünmeden yapabilmektir.Sonuçta yardım;insanın kendi rahatlılığın bozulmama sınırı aşıp bu çizgiyi geçebilmektir.
Aksi durumda yapılan iyilikte kendi rahatlık çizginizde bir değişiklik olmuyorsa(rahatlığınız bozulmuyorsa) bu tür iyiliklerde menfaat kokuyor demektir.Menfaat kokan iyilikte de,iyilik anlamını bulmuyor demektir.

12 Ocak 2008 Cumartesi

VATİKAN VE DEMOKRASİ

Bir ülke düşünün.Yasama,yürütme ve yargının tek bir kişide toplandığı,baştaki insanın sözünün kanun sayıldığı,mutlak monarşiye dayalı bir yönetim.Teokratik bir devlet.Bu devletin nufusu 1000 civarında.Küçük 100 kişilik bir orduya bile sahip.Ve bu devlet şu an dünyayı yönetiyor.
Katolik kiliseden bir yazı aldığınızda Papa ile görüşmeniz bile mümkün.Tabi kilise bunu uygun görürse.
Ancak bayansanız;başınızın kapalı olması,elbisenizin uzun kollu olması ve kapalı giysi giyme zorunluluğunuz var!!! Başı açık olarak papanın sizi kabul etmesi mümkün değil.
Erkek iseniz;koyu renkli sade elbise giymeniz gerekli.
Geçen hafta bir ülkeye ziyarete gidiyoruz diye gittik,iki ülkeyi ziyaret ettik.
Aslında büyük ülke(çizme) küçük ülkeyeye bağlı.
Yani küçük büyüğü,büyük ülkeleri yönetiyor.
Bu küçük ülkeye de aslında ülke denmiyor.Sade ama sade Vatikan kelimesi yeterli...
Demokrasi nerede mi? Kanatimce ortadoğu bölgesinde,Afrika'da ve 3.dünya ülkelerinde kendine bir yer arıyor.




Sen ki her dalgayı dalga görürsün!!!

Çocuk ve Su.Hayatı anlamlaştıran sade ve tek iki olgu...Akif Emre HAŞİMOĞLU - Ahmet Esat HAŞİMOĞLU