
14 Aralık 2009 Pazartesi
28 Eylül 2009 Pazartesi
HOŞ GİTTİN YA RAMAZAN!!
Ne zamandır aklımdaydı,Ramazan 'la ilgili bir kaç satır yazmak."Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan" demek,duygu düşüncelerimi ifade etmek isterdim Ramazan ayından önce.
Çok yoğun geçti ilk iki hafta...Yeni makineler,kurulumu,Almanlar,Koreliler v.s. Bir de baktım Ramazan bitmiş.İlk defa saat sabahın dokuzunda bu kadar susadığımı hatırlıyorum.Ortam sıcak.Sadece kalıbın sıcaklığı 200 derecelerde...Çok şükür Allah(CC) güç kuvvet verdi,sabır verdi,dayanma gücü verdi.
Bu arada bir de baktım bayram da bitmiş.
Küçüklüğümden beri Ramazan bayramı sabahı bir neşeyle dolar gönlüm,akşam ezanına yakın ise bir burukluk kaplar.Çünkü dört gözle beklenen akşam ezanı ,böyle olmaması gerektiğini bile bile artık normal hale gelmiştir,gelmemesi gerekirken...
Neyse...
Hoş gittin Ya Ramazan,yine gelecek,yine aynı duyguları yaşatacaksın ya,bunu bilmek bile güzel...
Allah(CC),hayatımızı bütünüyle Ramazan eyleyenlerden eylesin.(Amin)
Çok yoğun geçti ilk iki hafta...Yeni makineler,kurulumu,Almanlar,Koreliler v.s. Bir de baktım Ramazan bitmiş.İlk defa saat sabahın dokuzunda bu kadar susadığımı hatırlıyorum.Ortam sıcak.Sadece kalıbın sıcaklığı 200 derecelerde...Çok şükür Allah(CC) güç kuvvet verdi,sabır verdi,dayanma gücü verdi.
Bu arada bir de baktım bayram da bitmiş.
Küçüklüğümden beri Ramazan bayramı sabahı bir neşeyle dolar gönlüm,akşam ezanına yakın ise bir burukluk kaplar.Çünkü dört gözle beklenen akşam ezanı ,böyle olmaması gerektiğini bile bile artık normal hale gelmiştir,gelmemesi gerekirken...
Neyse...
Hoş gittin Ya Ramazan,yine gelecek,yine aynı duyguları yaşatacaksın ya,bunu bilmek bile güzel...
Allah(CC),hayatımızı bütünüyle Ramazan eyleyenlerden eylesin.(Amin)
8 Temmuz 2009 Çarşamba
PENCEREMDEN YAZARLAR -1-
Kendi bakış açımdan yazarları bir,iki cümle içersinde ifade etmeye çalıştım.Katılıp,katılmama özgürlüğünü sizlere bırakıyorum.
( Alfabetik Sıra İle)
Abdurrahman Dilipak :Yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan da hesaba çekileceğimizi sık sık hatırlatan şahsiyetlerden.
Ali Bayramoğlu :İyi bir yazar ve fikir adamı olarak görürüm.Askeri darbe konularında cesurca fikirlerini söyleyebilen şahsiyet.
Ahmet Altan : Eski yıllarda Star tv’de Neşe Düzel ile yaptıkları Kırmızı Koltuk adlı program halâ hafızamdadır.Güzel,seyredilesi bir programdı…
Ayşe Arman : Aykırı,deli dolu.Biraz da aykırı olmaya çalışan.Röportaj-magazinciliğin temsilcisi.
Ahmet Hakan :Kendinden bahsedilmesi için denemedik yol bırakmayan.İyi de yazan.Yazdıkları ile sürekli nefret toplayan,toplamayı başarabilen şahsiyet.Zihniyetinin,Fatih-Eyüp bölgesinden kalkıp,Nişantaşı bölgesine taşındığına inandığım kişi.
Ahmet Taşgetiren : Duruşu sağlam olan şahsiyet.Takip edip,dinlediklerimden.
Asaf Savaş Akad : Sürekli espri yapmaya çalışan.Medyatik iktisatçılardan olan şahsiyet.
Can Dündar : Kalemini duygusallıkla en iyi oynatabilenlerden.Kendine has ses tonu,duygu yüklü kelimelerle bir başka hale sokabilen şahsiyet.Sürekli edebi yazılara yön verdiğinde dünya çapında bir isim olacağına inandığım kişi.
Cengiz Çandar : Cengiz Çandar ismi direk belleğimde Ortadoğu bölgesini çağrıştırır.Zaman zaman Fenerbahçe ile ilgili de yazsa,hiçbir zaman onu futbol yazarı ve yorumcusu olarak kabullenmemişimdir.
Çetin Altan : Tiyatro,roman,siyaset,tarih,gezi… her şeyi yazabilenlerden.Büyük bir çınar.Fikirlerini tasvip etmesem de okuduklarımdan.
Deniz Gökçe : Ekonomiyi spordan daha iyi yorumladığını düşünenlerdenim.Yorumlarında aşırıya kaçmayan tespitleri bulmak mümkün.
Doğan Hızlan : Papyonun edebiyatla bütünleşmesi.Ne zaman ekranlarda görsem arkasında mutlaka bir kitaplık bulunmakta.Kitapların sadece kitaplıkta durmadığına eminim.Bir beyefendi imajını,fazlasıyla üzerinde bulunduran şahsiyet.
Emin Çölaşan : O’nu hep Melih Gökçek ile tartışırken hatırlarım.Bir ara Turgut Özal’a çok takmıştı.Turgut’un nereye koştuğunu bize anlatanlardandı.Yazılarının beni pek ilgilendirmediğini ifade etmeliyim.Hürriyet gazetesinden olaylı şekilde ayrılan şahsiyet.
Engin Ardıç : O’nu özel televizyonun ilk yıllarında,solculara ağır eleştirileri,espri ile yaparken hatırlarım.İyi bir yorumcu olarak hafızamda yer edinmiş.
Ertuğrul Özkök : Ertuğrul Özkök ismi bana hep Aydın Doğan’ı hatırlatır.Bir de Hürriyet gazetesini.
Eser Karakaş :Eser hoca ve Avrupa Birliği.Tutarlı,söyledikleri hep aynı.Avrupa Birliği’nin Eser Hoca’ya ödül vermesi gerektiğini düşünenlerdenim.
Etyen Mahçupyan : Yanlış olabilir benim gibi mühendis olduğunu bilmekteyim.Fikirlerini tam manasıyla kabul etmesem de gerçek bir fikir adamı.Çok farklı fikirlere sahip şahsiyet.
Fatih Altaylı : Bir dönem Recep Tayyip bey’e oldukça yakınlaşmasından dolayı,hem başbakan adına hem Fatih Altaylı adına çok şaşırdığım isim.Lafını esirgemeyen.Başkaları gibi işine geldiği konuları soran sorgulayan değil,yerine göre tüm soruları karşı tarafa iletebilen insan.Galatasaray camiasının bir kısmının çok sevdiği,bir kısmının da hiç sevmediğini tahmin ettiğim şahsiyet.
Fehmi Koru :Taha Kıvanç’la yıllardır arasında ilişki kurmaya çalıştığım kişi.Sağ kanadın kulağı deliklerinden.
Gülay Göktürk : Liberal serbest,tam yerinde görüşler ve tespitler.Bazen onun yerinde yaptığı tespitler ve fikirlerden dolayı bir mail yazıp tebrik edesim gelir.Ama hiçbir zamanda yazamamışımdır.
Hasan Pulur : Sıkmadan gündelik olayların içinde bulunan,bunları yalın dille okuyuculara aktaran,olayları ve insanları altmışlı yıllardan bugüne devam ettiren şahsiyet.
Haşmet Babaoğlu : “Bir de şunu unutmamak lazım…”diye başladığı yorumlarında ayrıntı yakalamaya çalışan,tv yorumlarında ses tonu sizi rahatsız etmeyecek şekilde konuşan,iyi bir Beşiktaşlı olduğuna inandığım,biraz da romantik şahsiyet.
Hıncal Uluç :Her şeyi yazabilen insan.Çok iyi ayrıntı yakalayıcı.Herkes “A” derken,O “B” demeyi tercih edenlerden.Polemiklerin üstadı.
Hilmi Yavuz :Edebiyatı felsefeleştiren,felsefeyi edebiyatlaştıran kişi.Okurken çok farklı manalar çıkarabildiğim farklı şahsiyetlerden.
İsmet Özel : Burda bulunmanın gerekliliğinden ziyade bulunmamayı da sorgulayabilen “Waldo sen neden yoksun?”diyebilmiş,önceleri Marksist,sonraları İslami camialarda aktif,şimdilerde ise ortalarda bulunan kalem sihirbazlarından.Bazen söylediklerini anlamanız için cümlenin değil paragrafların bitmesi gerekebilir.Her ne kadar bazı şiir eleştirmenlerinin Fransız Baudlere’den çok etkilendiğini ifade etseler de,bence son zamanların iyi de şairlerinden.Eskiden okurken tat aldığım isimlerindendi.
Kürşat Bumin : Düşünce adamı.Aklının başında olduğuna inandığım kişilerden.
Mehmet Altan : Mehmet Altan ismini duyduğumda İkinci Cumhuriyetçi’liğin ne demek olduğu! aklıma gelir hep.Liberallik,Marksistlik.
Mehmet Barlas :Nedense Mehmet Barlas ismi bana hep “Liboş”u hatırlatır.Bir de Turgut Özal’ı.
Mehmet Metiner :Yazarlık ve görev adamlığı.Sorumluluk aldığı görevlerde uzun süre durmayan(ya da tutunamayan) fikirsel konulara hakim,yarın nerede olacağı konusunda şüpheye düştüğüm kişilerden.
Mustafa Özcan :Ortadoğu,İslam dünyası.Yıllardır aynı uslupta yazar,aynı uslupta konuşur.Dış dünyayı bizim pencerimizden izahat yapabilen şahsiyet.
Mehmet Şevket Eygi : Tam bir beyefendi.Osmanlı’nın belki de son temsilcisi.Kültür abidesi.Çoğu insanın O’nu anlayamadığına inandığım mümtaz şahsiyet.
Mümtazer Türköne :Son zamanlarda keşfedebildiğim,öğrencilik yıllarımda ve eskiden ismini hiç duymadığım,şu sıralarda yazılarını beğenerek okuduğum şahsiyet.
Murat Belge : İyi solculardan.Sol ve liberal fikirleri harmanlayabilen şahsiyet.
Mustafa Armağan : Nedendir bilmem ama son dönem yazarlar arasında yazılarından istifade ettiğim şahsiyet.İyi bir tarihçi ve de iyi bir edebiyatçı.
Mustafa İslamoğlu : Yazar,şair ve alim.Çokca istifade etmeye çalıştığım,duygularını hissedebildiğim,farklı noktaları yakalatabilen çok değerli bir isim.
Nazlı Ilıcak :Etkin bir kalem.Darbe tartışmalarında (özellikle 27 Mayıs) ön plana çıkan,son zamanlarda askerler tarafından akredite olan,lafını esirgememeye çalışan,hatta bu yüzden bazı koltuklardan olan şahsiyet.Bir de kaderin çizdiği,kendisinin önceden planlamadığına inandığım ,ama olayların gelişimi ile Merve Kavakçı ile meclisde ki duruşu.
Necati Doğru : Bir ara bayağı Engin Ardıç’a takmıştı.Takip etmediklerimden.
Oral Çalışlar : Cumhuriyette yazdığı dönemlerde,diğer yazarlarla fikir ayrılığına çok düştüğünü görmüştüm.Bence biraz sosyalist biraz demokrat.Tam bu ikisinin ortasında sayılabilir.Uzun yıllar hapishanede kaldığını duymuştum.Eskinin aktif sosyalistlerinden.
Önder Aytaç : Gerçek aydınlardan.Eğitmen,öğretmen.Kendisinin fikirlerinden istifa ettiklerimden.Önyargı olmadan objektif biçimde analiz eden,edebilen...
Rasim Özdenören : Kafa karıştıran kelimeleri kafa karıştırmaz hale sokabilen ,düşünmeyi hatırlatan,hatırlatabilen en az Monteigne kadar denemeci.Hikayeler üstadı.
Rauf Tamer :Klasik yazıcı.Basit sade ama okunaklı.Yanlış hatırlamıyorsam Aydın Doğan’ın yemek masasında bulunduğu bir resmi gözümde hala canlanır.
Selahaddin Duman : Bazen kendisiyle dalga geçebilecek kadar vurdumduymazlık gösterip aslında çoğu konuya vurdumduyar bir havadadır.Deyimler,atasözleri konularında ayaklı kütüphane olduğunu bana hatırlatan şahsiyet.
Selim İleri : İstanbul’u bir başka anlatır Selim İleri.Eğer İstanbul’da yaşıyorsanız bir de bu şahsiyetin bakışıyla bakmanız lazım.
Yaşar Nuri Öztürk :Daha çok sosyetik kesimin islami konularda kabul gördüğü aynı oranda diğer kesimlerden aşırı tepki alan,tartışmaya açık konuları bile direk ortaya kendi fikirlerini destekleyerek koyan,üniversite hocası,biraz politikacı,çok ekrancı şahsiyet.
Yavuz Donat : Yavuz Donat ismi bana Kıratı,Süleyman Demirel’i çağrıştırır.Gazete baskısından mıdır bilmem,onun köşesi daima büyük puntolarla yazılırdı.
Zülfü Livaneli : “Güneş topla benim için…” dizeleri aklıma gelir hep.Kavgacı olmayan tutumu,sürekli aynı istikrar içersinde bulunması,niye sol için lider olmuyor sorusunu aklıma getirir.
( Alfabetik Sıra İle)
Abdurrahman Dilipak :Yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan da hesaba çekileceğimizi sık sık hatırlatan şahsiyetlerden.
Ali Bayramoğlu :İyi bir yazar ve fikir adamı olarak görürüm.Askeri darbe konularında cesurca fikirlerini söyleyebilen şahsiyet.
Ahmet Altan : Eski yıllarda Star tv’de Neşe Düzel ile yaptıkları Kırmızı Koltuk adlı program halâ hafızamdadır.Güzel,seyredilesi bir programdı…
Ayşe Arman : Aykırı,deli dolu.Biraz da aykırı olmaya çalışan.Röportaj-magazinciliğin temsilcisi.
Ahmet Hakan :Kendinden bahsedilmesi için denemedik yol bırakmayan.İyi de yazan.Yazdıkları ile sürekli nefret toplayan,toplamayı başarabilen şahsiyet.Zihniyetinin,Fatih-Eyüp bölgesinden kalkıp,Nişantaşı bölgesine taşındığına inandığım kişi.
Ahmet Taşgetiren : Duruşu sağlam olan şahsiyet.Takip edip,dinlediklerimden.
Asaf Savaş Akad : Sürekli espri yapmaya çalışan.Medyatik iktisatçılardan olan şahsiyet.
Can Dündar : Kalemini duygusallıkla en iyi oynatabilenlerden.Kendine has ses tonu,duygu yüklü kelimelerle bir başka hale sokabilen şahsiyet.Sürekli edebi yazılara yön verdiğinde dünya çapında bir isim olacağına inandığım kişi.
Cengiz Çandar : Cengiz Çandar ismi direk belleğimde Ortadoğu bölgesini çağrıştırır.Zaman zaman Fenerbahçe ile ilgili de yazsa,hiçbir zaman onu futbol yazarı ve yorumcusu olarak kabullenmemişimdir.
Çetin Altan : Tiyatro,roman,siyaset,tarih,gezi… her şeyi yazabilenlerden.Büyük bir çınar.Fikirlerini tasvip etmesem de okuduklarımdan.
Deniz Gökçe : Ekonomiyi spordan daha iyi yorumladığını düşünenlerdenim.Yorumlarında aşırıya kaçmayan tespitleri bulmak mümkün.
Doğan Hızlan : Papyonun edebiyatla bütünleşmesi.Ne zaman ekranlarda görsem arkasında mutlaka bir kitaplık bulunmakta.Kitapların sadece kitaplıkta durmadığına eminim.Bir beyefendi imajını,fazlasıyla üzerinde bulunduran şahsiyet.
Emin Çölaşan : O’nu hep Melih Gökçek ile tartışırken hatırlarım.Bir ara Turgut Özal’a çok takmıştı.Turgut’un nereye koştuğunu bize anlatanlardandı.Yazılarının beni pek ilgilendirmediğini ifade etmeliyim.Hürriyet gazetesinden olaylı şekilde ayrılan şahsiyet.
Engin Ardıç : O’nu özel televizyonun ilk yıllarında,solculara ağır eleştirileri,espri ile yaparken hatırlarım.İyi bir yorumcu olarak hafızamda yer edinmiş.
Ertuğrul Özkök : Ertuğrul Özkök ismi bana hep Aydın Doğan’ı hatırlatır.Bir de Hürriyet gazetesini.
Eser Karakaş :Eser hoca ve Avrupa Birliği.Tutarlı,söyledikleri hep aynı.Avrupa Birliği’nin Eser Hoca’ya ödül vermesi gerektiğini düşünenlerdenim.
Etyen Mahçupyan : Yanlış olabilir benim gibi mühendis olduğunu bilmekteyim.Fikirlerini tam manasıyla kabul etmesem de gerçek bir fikir adamı.Çok farklı fikirlere sahip şahsiyet.
Fatih Altaylı : Bir dönem Recep Tayyip bey’e oldukça yakınlaşmasından dolayı,hem başbakan adına hem Fatih Altaylı adına çok şaşırdığım isim.Lafını esirgemeyen.Başkaları gibi işine geldiği konuları soran sorgulayan değil,yerine göre tüm soruları karşı tarafa iletebilen insan.Galatasaray camiasının bir kısmının çok sevdiği,bir kısmının da hiç sevmediğini tahmin ettiğim şahsiyet.
Fehmi Koru :Taha Kıvanç’la yıllardır arasında ilişki kurmaya çalıştığım kişi.Sağ kanadın kulağı deliklerinden.
Gülay Göktürk : Liberal serbest,tam yerinde görüşler ve tespitler.Bazen onun yerinde yaptığı tespitler ve fikirlerden dolayı bir mail yazıp tebrik edesim gelir.Ama hiçbir zamanda yazamamışımdır.
Hasan Pulur : Sıkmadan gündelik olayların içinde bulunan,bunları yalın dille okuyuculara aktaran,olayları ve insanları altmışlı yıllardan bugüne devam ettiren şahsiyet.
Haşmet Babaoğlu : “Bir de şunu unutmamak lazım…”diye başladığı yorumlarında ayrıntı yakalamaya çalışan,tv yorumlarında ses tonu sizi rahatsız etmeyecek şekilde konuşan,iyi bir Beşiktaşlı olduğuna inandığım,biraz da romantik şahsiyet.
Hıncal Uluç :Her şeyi yazabilen insan.Çok iyi ayrıntı yakalayıcı.Herkes “A” derken,O “B” demeyi tercih edenlerden.Polemiklerin üstadı.
Hilmi Yavuz :Edebiyatı felsefeleştiren,felsefeyi edebiyatlaştıran kişi.Okurken çok farklı manalar çıkarabildiğim farklı şahsiyetlerden.
İsmet Özel : Burda bulunmanın gerekliliğinden ziyade bulunmamayı da sorgulayabilen “Waldo sen neden yoksun?”diyebilmiş,önceleri Marksist,sonraları İslami camialarda aktif,şimdilerde ise ortalarda bulunan kalem sihirbazlarından.Bazen söylediklerini anlamanız için cümlenin değil paragrafların bitmesi gerekebilir.Her ne kadar bazı şiir eleştirmenlerinin Fransız Baudlere’den çok etkilendiğini ifade etseler de,bence son zamanların iyi de şairlerinden.Eskiden okurken tat aldığım isimlerindendi.
Kürşat Bumin : Düşünce adamı.Aklının başında olduğuna inandığım kişilerden.
Mehmet Altan : Mehmet Altan ismini duyduğumda İkinci Cumhuriyetçi’liğin ne demek olduğu! aklıma gelir hep.Liberallik,Marksistlik.
Mehmet Barlas :Nedense Mehmet Barlas ismi bana hep “Liboş”u hatırlatır.Bir de Turgut Özal’ı.
Mehmet Metiner :Yazarlık ve görev adamlığı.Sorumluluk aldığı görevlerde uzun süre durmayan(ya da tutunamayan) fikirsel konulara hakim,yarın nerede olacağı konusunda şüpheye düştüğüm kişilerden.
Mustafa Özcan :Ortadoğu,İslam dünyası.Yıllardır aynı uslupta yazar,aynı uslupta konuşur.Dış dünyayı bizim pencerimizden izahat yapabilen şahsiyet.
Mehmet Şevket Eygi : Tam bir beyefendi.Osmanlı’nın belki de son temsilcisi.Kültür abidesi.Çoğu insanın O’nu anlayamadığına inandığım mümtaz şahsiyet.
Mümtazer Türköne :Son zamanlarda keşfedebildiğim,öğrencilik yıllarımda ve eskiden ismini hiç duymadığım,şu sıralarda yazılarını beğenerek okuduğum şahsiyet.
Murat Belge : İyi solculardan.Sol ve liberal fikirleri harmanlayabilen şahsiyet.
Mustafa Armağan : Nedendir bilmem ama son dönem yazarlar arasında yazılarından istifade ettiğim şahsiyet.İyi bir tarihçi ve de iyi bir edebiyatçı.
Mustafa İslamoğlu : Yazar,şair ve alim.Çokca istifade etmeye çalıştığım,duygularını hissedebildiğim,farklı noktaları yakalatabilen çok değerli bir isim.
Nazlı Ilıcak :Etkin bir kalem.Darbe tartışmalarında (özellikle 27 Mayıs) ön plana çıkan,son zamanlarda askerler tarafından akredite olan,lafını esirgememeye çalışan,hatta bu yüzden bazı koltuklardan olan şahsiyet.Bir de kaderin çizdiği,kendisinin önceden planlamadığına inandığım ,ama olayların gelişimi ile Merve Kavakçı ile meclisde ki duruşu.
Necati Doğru : Bir ara bayağı Engin Ardıç’a takmıştı.Takip etmediklerimden.
Oral Çalışlar : Cumhuriyette yazdığı dönemlerde,diğer yazarlarla fikir ayrılığına çok düştüğünü görmüştüm.Bence biraz sosyalist biraz demokrat.Tam bu ikisinin ortasında sayılabilir.Uzun yıllar hapishanede kaldığını duymuştum.Eskinin aktif sosyalistlerinden.
Önder Aytaç : Gerçek aydınlardan.Eğitmen,öğretmen.Kendisinin fikirlerinden istifa ettiklerimden.Önyargı olmadan objektif biçimde analiz eden,edebilen...
Rasim Özdenören : Kafa karıştıran kelimeleri kafa karıştırmaz hale sokabilen ,düşünmeyi hatırlatan,hatırlatabilen en az Monteigne kadar denemeci.Hikayeler üstadı.
Rauf Tamer :Klasik yazıcı.Basit sade ama okunaklı.Yanlış hatırlamıyorsam Aydın Doğan’ın yemek masasında bulunduğu bir resmi gözümde hala canlanır.
Selahaddin Duman : Bazen kendisiyle dalga geçebilecek kadar vurdumduymazlık gösterip aslında çoğu konuya vurdumduyar bir havadadır.Deyimler,atasözleri konularında ayaklı kütüphane olduğunu bana hatırlatan şahsiyet.
Selim İleri : İstanbul’u bir başka anlatır Selim İleri.Eğer İstanbul’da yaşıyorsanız bir de bu şahsiyetin bakışıyla bakmanız lazım.
Yaşar Nuri Öztürk :Daha çok sosyetik kesimin islami konularda kabul gördüğü aynı oranda diğer kesimlerden aşırı tepki alan,tartışmaya açık konuları bile direk ortaya kendi fikirlerini destekleyerek koyan,üniversite hocası,biraz politikacı,çok ekrancı şahsiyet.
Yavuz Donat : Yavuz Donat ismi bana Kıratı,Süleyman Demirel’i çağrıştırır.Gazete baskısından mıdır bilmem,onun köşesi daima büyük puntolarla yazılırdı.
Zülfü Livaneli : “Güneş topla benim için…” dizeleri aklıma gelir hep.Kavgacı olmayan tutumu,sürekli aynı istikrar içersinde bulunması,niye sol için lider olmuyor sorusunu aklıma getirir.
5 Temmuz 2009 Pazar
ERGENEKON NE DEĞİLDİR? -1-
Son yıllarda bir çırpıda okuduğum kitap ya da dökümanlardan biridir Ergenekon iddianameleri.Bir makaleden daha etkileyici,bir şiirden daha kafiyeli! bir romandan daha sürükleyici olduğundan belki de.
Ergenekon iddianamelerinde geçen yerleri,isimleri ve kurumları bir kenara koyduğumuzda; ilk defa duyulan,ilk defa olan bir olay olmadığını anladım.Tarih'in her döneminde,ilk insandan günümüze kadar devam eden tipik olaylardandı benim için...
Ve bir cümle ile özetlemek gerekirse; Belli bir amaç doğrultusunda örgütlü-örgütsüz insan topluluklarının verdiği iktidar mücadelesinin adıdır.'Ben bilirim'in','Ben varım'ın','Benim dediğim olur'un',kısaca'Ben'in' adıdır,Ergenekon örgütü.'Ben'lik merkezli oluşumdur bu tip oluşumlar.Yani ben varsam sen yoksun'un diğer adıdır.'Ben Yönetirim'in' kısaca ifadesidir.'Sen de kim oluyorsunun' manasıdır.
Yanılıyor muyum? tarihin her döneminde dünyanın her yerinde olmadı mı bu tip oluşumlar.Riyaset önerilmedi mi?Nebi'ler nebisine...Altınlar sunulmadı mı II.Abdülhamid'e...
...
Ergenekon örgütü işin özünde ; Benlik merkezinin,akıl ve vahiy noktasında aykırılıklarından oluştu.Tarih boyunca da örnekleri sunuldu.Akılda oluşturulan özgürlüklerin sınırlarının çizilmesinden kaynaklandı.Soru şu;
"Sen ne için iktidar mücadelesi veriyorsun?Rabbe teslim olan sınırsız özgürlüklerle seni kuşatan,sana her türlü nimeti sunan ve senin sade ama ibadet eden bir kul olmanı isteyen yaratıcıya râm olur musun ya da olmaz mısın?"
Yani;Kim için yapıyorsun? ya da yapmıyorsun?
................
................
Ergenekon iddianamelerinde geçen yerleri,isimleri ve kurumları bir kenara koyduğumuzda; ilk defa duyulan,ilk defa olan bir olay olmadığını anladım.Tarih'in her döneminde,ilk insandan günümüze kadar devam eden tipik olaylardandı benim için...
Ve bir cümle ile özetlemek gerekirse; Belli bir amaç doğrultusunda örgütlü-örgütsüz insan topluluklarının verdiği iktidar mücadelesinin adıdır.'Ben bilirim'in','Ben varım'ın','Benim dediğim olur'un',kısaca'Ben'in' adıdır,Ergenekon örgütü.'Ben'lik merkezli oluşumdur bu tip oluşumlar.Yani ben varsam sen yoksun'un diğer adıdır.'Ben Yönetirim'in' kısaca ifadesidir.'Sen de kim oluyorsunun' manasıdır.
Yanılıyor muyum? tarihin her döneminde dünyanın her yerinde olmadı mı bu tip oluşumlar.Riyaset önerilmedi mi?Nebi'ler nebisine...Altınlar sunulmadı mı II.Abdülhamid'e...
...
Ergenekon örgütü işin özünde ; Benlik merkezinin,akıl ve vahiy noktasında aykırılıklarından oluştu.Tarih boyunca da örnekleri sunuldu.Akılda oluşturulan özgürlüklerin sınırlarının çizilmesinden kaynaklandı.Soru şu;
"Sen ne için iktidar mücadelesi veriyorsun?Rabbe teslim olan sınırsız özgürlüklerle seni kuşatan,sana her türlü nimeti sunan ve senin sade ama ibadet eden bir kul olmanı isteyen yaratıcıya râm olur musun ya da olmaz mısın?"
Yani;Kim için yapıyorsun? ya da yapmıyorsun?
................
................
LA FONTAINE'DEN ŞEHİR VE TARLA FARESİ
Belki duymuşsunuzdur.La Fontain'in meşhur hikayelerindendir.
Şehir faresi,tarla faresini yemeğe davet eder.Sofra da yok yoktur.Tarla faresinin hayatında görmediği yiyecekler vardır masada.Gel gelelim bir türlü rahat yemek yiyemezler.Tam yiyecekleri sırada ses duyup,deliklerine kaçarlar.Bu olay bir,iki,üç olunca Tarla Faresi:"Arkadaş ben gidiyorum.İstersen yarın sen bana gel.Rahat huzurlu ortamda kuru ekmek yeriz..." der...
Ortaköy'de,Etiler'de,Nişantaşı'nda,Bebek'de ya da bilmem İstanbul'un,Türkiye'nin en meşhur!yerlerinde yaşamıyor olabilirsiniz.Gelir düzeyiniz kötü de olabilir.Dahası işlerinizde kötü olabilir.Az kazanıyor da olabilirsiniz.
Soru şu; Her nerede olursa olsun bir lokma kuru ekmeği yerken rahat ve huzurlu musunuz? tat alabiliyor musunuz?
Buna göre siz ya şehir faresisiniz ya da tarla faresi...
Hem şehir faresi olup hem rahat,hem huzurlu olabilmek en iyisi herhalde.Aksi takdirde tarla faresi olmak daha iyi.Ya da olabilmek...
Şehir faresi,tarla faresini yemeğe davet eder.Sofra da yok yoktur.Tarla faresinin hayatında görmediği yiyecekler vardır masada.Gel gelelim bir türlü rahat yemek yiyemezler.Tam yiyecekleri sırada ses duyup,deliklerine kaçarlar.Bu olay bir,iki,üç olunca Tarla Faresi:"Arkadaş ben gidiyorum.İstersen yarın sen bana gel.Rahat huzurlu ortamda kuru ekmek yeriz..." der...
Ortaköy'de,Etiler'de,Nişantaşı'nda,Bebek'de ya da bilmem İstanbul'un,Türkiye'nin en meşhur!yerlerinde yaşamıyor olabilirsiniz.Gelir düzeyiniz kötü de olabilir.Dahası işlerinizde kötü olabilir.Az kazanıyor da olabilirsiniz.
Soru şu; Her nerede olursa olsun bir lokma kuru ekmeği yerken rahat ve huzurlu musunuz? tat alabiliyor musunuz?
Buna göre siz ya şehir faresisiniz ya da tarla faresi...
Hem şehir faresi olup hem rahat,hem huzurlu olabilmek en iyisi herhalde.Aksi takdirde tarla faresi olmak daha iyi.Ya da olabilmek...
4 Temmuz 2009 Cumartesi
ÇEKİP GİTMEK BURALARDAN
ÇEKİP GİTMEK BURALARDAN
çekip de gidesi geliyor insanın
kuş yavrusu sıcaklığında bir zemheri akşamı
yürekte biriktirilenleri bırakırken kar damlalarına
katran karası trenlerin dumanları,zifiri karanlığa karışırken
Alnın açık,boynun dik,yumruğunu havada sıkmışken.
çekip de gidesi geliyor insanın
ardına bakmadan yol alabildiğince hızlı
ardı sıra yitirilmişliklere bakmadan
düzeni kahpeliğe çevirenlere inat
devri alem dönmeye devam etse de kâinat…
İsmail HAŞİMOĞLU
çekip de gidesi geliyor insanın
kuş yavrusu sıcaklığında bir zemheri akşamı
yürekte biriktirilenleri bırakırken kar damlalarına
katran karası trenlerin dumanları,zifiri karanlığa karışırken
Alnın açık,boynun dik,yumruğunu havada sıkmışken.
çekip de gidesi geliyor insanın
ardına bakmadan yol alabildiğince hızlı
ardı sıra yitirilmişliklere bakmadan
düzeni kahpeliğe çevirenlere inat
devri alem dönmeye devam etse de kâinat…
İsmail HAŞİMOĞLU
İLERİCİLİK - GERİCİLİK
İlerici;geride olanın ötesinde demek.Aynı şekilde gerici;ilericinin gerisinde...Neye göre ve kime göre?
Hayatını bu iki kelimeye mahpus edip yaşamak...Dahası yaşanılası bunca değerlere rağmen bunları yok sayıp,yaşamı bu iki kavrama indirgemek...
Ben senden ilericiyim,yok sen benden daha gericisin...Geriliği,dine,kıyafetlere indirgeyenlere şaşıyorum.Bu olay,sırf madde gözüyle görmekle açıklanabilir.Ya da mana gözünün körlüğüyle...
Bu bakış açısıyla hayvanlar aleminde bukalemun en ilerici,diğerleri ise en gerici konumunda oluyor.Bukalemun bir nevi münafıklığın işareti görsel anlamda.Her renge her ortama ayak uydurabiliyor.Ya insanoğlu?
Üstad Cemil Meriç,bu iki kelimeye mahkum olmuşların düşünce hürriyetine ve düşünce namusuna sahip olmadıklarını ifade eder.Bu hürriyetin ve namusun bu esaretle kurtulmakla mümkün olacağını söyler.
Sahi siz düşünce hürriyetine ve düşünce namusuna sahip olanlardan mısınız?
Yoksa esarete devam diyenlerden mi?
Hayatını bu iki kelimeye mahpus edip yaşamak...Dahası yaşanılası bunca değerlere rağmen bunları yok sayıp,yaşamı bu iki kavrama indirgemek...
Ben senden ilericiyim,yok sen benden daha gericisin...Geriliği,dine,kıyafetlere indirgeyenlere şaşıyorum.Bu olay,sırf madde gözüyle görmekle açıklanabilir.Ya da mana gözünün körlüğüyle...
Bu bakış açısıyla hayvanlar aleminde bukalemun en ilerici,diğerleri ise en gerici konumunda oluyor.Bukalemun bir nevi münafıklığın işareti görsel anlamda.Her renge her ortama ayak uydurabiliyor.Ya insanoğlu?
Üstad Cemil Meriç,bu iki kelimeye mahkum olmuşların düşünce hürriyetine ve düşünce namusuna sahip olmadıklarını ifade eder.Bu hürriyetin ve namusun bu esaretle kurtulmakla mümkün olacağını söyler.
Sahi siz düşünce hürriyetine ve düşünce namusuna sahip olanlardan mısınız?
Yoksa esarete devam diyenlerden mi?
23 Haziran 2009 Salı
ARAYIŞ -1-
Yağmur ıslanmış toprak kokusunu salarken,bedelsiz göğe,
Avuçlarım kanarken,bir yetim yoksunluğunda,
Ağıtlar yakılırken,karartırken bilmediğim,bilmediklerim...
Zamanlar devrişilirken bilinmez mekânlarda,
Dalarken Beyoğlu'nun İstiklal'ine,
Yanarken Eyübün dar kaldırımlı sokaklarında,
Avaza çıktığınca bağırasım gelir de,
İstanbul'u saklamışım yüreğimin yedi tepesinde...
Serseri köpekler yoldaşım bazen,
Gün ağarmadan,ağırlığınca karanlıklarda,
Bir name ki,duyulur nefesinden,en derin neyzenin,
Ağırlığınca yüküm biner,kaldırım taşlarına,ayaklarıma...
Bir nefeste tutmuşum hayatı,
Alacakaranlıklar gölgesinde,
Ve şahittir,durulmuş sularda,çekilen zamanı,
Kendimin olmayan kendi sesimde...
Avuçlarım kanarken,bir yetim yoksunluğunda,
Ağıtlar yakılırken,karartırken bilmediğim,bilmediklerim...
Zamanlar devrişilirken bilinmez mekânlarda,
Dalarken Beyoğlu'nun İstiklal'ine,
Yanarken Eyübün dar kaldırımlı sokaklarında,
Avaza çıktığınca bağırasım gelir de,
İstanbul'u saklamışım yüreğimin yedi tepesinde...
Serseri köpekler yoldaşım bazen,
Gün ağarmadan,ağırlığınca karanlıklarda,
Bir name ki,duyulur nefesinden,en derin neyzenin,
Ağırlığınca yüküm biner,kaldırım taşlarına,ayaklarıma...
Bir nefeste tutmuşum hayatı,
Alacakaranlıklar gölgesinde,
Ve şahittir,durulmuş sularda,çekilen zamanı,
Kendimin olmayan kendi sesimde...
2 Haziran 2009 Salı
Karanlık bakışları salarcasına,
Ruhumun derinliklerine sarmışken bir yanık Kütahya'nın kokusu...
İnsanlar yığılı taş taş üstüne,ve yırtarcasına ortalığı,
Ve ağıtlar dönüşürken sessiz sedasız aykırıklara,
İlmeğe bağlanmış ince bir zar,
Ve hayat...
Ve hayat...
Ne ekersen,işte o işte kâr..
Atmacaların üşüşmeleri mi desem?
ya da ağzı kan kokan sırtlan mı?
ya da çekip almak zamanı,
Ruhumun derinliklerine sarmışken bir yanık Kütahya'nın kokusu...
İnsanlar yığılı taş taş üstüne,ve yırtarcasına ortalığı,
Ve ağıtlar dönüşürken sessiz sedasız aykırıklara,
İlmeğe bağlanmış ince bir zar,
Ve hayat...
Ve hayat...
Ne ekersen,işte o işte kâr..
Atmacaların üşüşmeleri mi desem?
ya da ağzı kan kokan sırtlan mı?
ya da çekip almak zamanı,
20 Mayıs 2009 Çarşamba
ÖYLESİNE...
Zamanın mekana kavuştuğu bir seher vakti,yitirilmişliği yaşarken gönlüm,
Hafiften asfalta dökülen bir yağmur damlasında durdu birden kâinat,
Hey hat! yıllardır bitip tükenmecesine,nasıl da yağarsın?
Ya da yağdırılırsın?
...
...
Kabıma sığamıyorum bazen,
Bazen bir civa ağırlığınca eser gönlüm benli bensiz...
Bazen de yoğunsuz bir demir olur,su verilmemiş hafiften öte...
Anlam vermek,anlamlıca..
Hayatı okumak,hayatı yaşamak...
Ya da yaşamamak...
...
...
Hafiften asfalta dökülen bir yağmur damlasında durdu birden kâinat,
Hey hat! yıllardır bitip tükenmecesine,nasıl da yağarsın?
Ya da yağdırılırsın?
...
...
Kabıma sığamıyorum bazen,
Bazen bir civa ağırlığınca eser gönlüm benli bensiz...
Bazen de yoğunsuz bir demir olur,su verilmemiş hafiften öte...
Anlam vermek,anlamlıca..
Hayatı okumak,hayatı yaşamak...
Ya da yaşamamak...
...
...
14 Mayıs 2009 Perşembe
ANNELER GÜNÜ VE DİĞER BAŞKA GÜNLER
Anneler;anneliği bir gün mü yapıyor da,annelik günü bir gün olsun!
Söz,anneler,annelik sürelerini! tek güne indirdiklerinde ben de bu günü kutlayacağım.
Vahşi kapitalizm oyununu oynuyor.Lütfen müsade etmeyiniz.
20 Mart 2009 Cuma
BİR ADAY ARIYORUM 29 MART'TA ONA OY VERECEK
Bir aday arıyorum,adam gibi aday,mahalli seçimlerde oy verecek.Partisi her ne olursa olsun,adam gibi adam.
Aşağıdaki özelliklere sahip bildiğiniz bir aday varsa,lütfen bildiriniz.
***Yöneticilik özelliğine sahip olacak,yapmış olduğu meslek buna paralel olacak,
***Teknik ve idari bilgiyi bilecek mühendislik temel bilgisine sahip olacak ve bu bilgiyi yönetebilecek,
***En değerli insan kaynağını yönlendirebilecek,
***Yönettiği parayı,kendi parasından daha değerli görecek,buna göre davranacak,
***Yemeyecek,yedirmeyecek,
***Ayrıştırıcı değil birleştiriciliği ön planda tutabilecek,
***Adaletin kılıcını yeri geldiğinde kendine doğrultabilecek,
***Milli,manevi değerlere sahip ve bu değerleri hayatında gösterebilecek,bizzat yaşayacak,
Bunları ya da buna benzer özellikleri sloganvari şekilde çok duymuşsunuzdur.Ben bunlara ilaveten belki de ilk olarak duyacağınız,bence en önemli özelliği belirtmek istiyorum.O da şudur;
***ADAY,KENDİSİ TARAFINDAN KESİNLİKLE ADAY OLMAYACAK.SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI,ÖRGÜTLERİ,DERNEKLER,MAHALLE BÜYÜKLERİ,TEMSİLCİLERİ,BU VE BUNA BENZER GRUPLAR TARAFINDAN BÜYÜK ÇOĞUNLUKLA TEK ADAY GÖSTERİLECEK....
YANİ ADAY KENDİSİ TARAFINDAN ADAY OLMAYIP,İŞE KİM LİYAKAT SAHİP İSE O HALK TARAFINDAN ADAY GÖSTERİLECEK!!!!
Bence gerçek demokrasi bu.Olması gereken de.Seçme,seçilme ve kanun koyma.DEMOS-KRATOS'un yani şu an ki güncel demokrasinin üç saç ayağı.Bence dördüncü saç ayağı da;LİYAKATLİ OLANI SEÇTİRME olmalı.
Şu an ki düzen mi?Demokrasi olmadığı kesin.Bunun adını koymak gerekirse;adı,sanı,partisi ne olursa olsun,bunun adı olsa olsa ADAYLARI NEFSİ TATMİN SEÇİMLERİDİR.
Partisi ne olursa olsun,şu an ki adayların rüyalarını,seçim sabahı "BAŞKANIM"hitaplarını süslediğini tahmin etmekteyim.Bu rüyalara ilaveten takım elbiseyi ve kravatı hangi markayı tercih edeyim de süsleyebilir.Ya da bir sürü insanın el pençe durduğunu...
Vatan,millet,Sakarya,adalet,hak-hukuk,yetim hakkı....bunlar mı? olması gereken,maalesef adayların rüyalarını süsleyemeyen kavramlar.Yani bir aday düşünün,başkan seçiliyor,seçildiği bölgedeki bütün yetimlere maddi manevi sahip çıkıyor.Böyle bir rüya görmek.Sizce mümkün mü bir aday için?
Haksızlık etmeyelim,ama sizce yüzde,pardon binde,pardon on binde kaçtır????
Sahi,yukarıdaki özelliklere sahip(özellikle ilave edilen son madde) bildiğiniz bir aday varsa lütfen bildiriniz.
Kimbilir bir oy bir oy.Belki %50 % 50'de işe yarayabilir.Benden söylemesi...
Aşağıdaki özelliklere sahip bildiğiniz bir aday varsa,lütfen bildiriniz.
***Yöneticilik özelliğine sahip olacak,yapmış olduğu meslek buna paralel olacak,
***Teknik ve idari bilgiyi bilecek mühendislik temel bilgisine sahip olacak ve bu bilgiyi yönetebilecek,
***En değerli insan kaynağını yönlendirebilecek,
***Yönettiği parayı,kendi parasından daha değerli görecek,buna göre davranacak,
***Yemeyecek,yedirmeyecek,
***Ayrıştırıcı değil birleştiriciliği ön planda tutabilecek,
***Adaletin kılıcını yeri geldiğinde kendine doğrultabilecek,
***Milli,manevi değerlere sahip ve bu değerleri hayatında gösterebilecek,bizzat yaşayacak,
Bunları ya da buna benzer özellikleri sloganvari şekilde çok duymuşsunuzdur.Ben bunlara ilaveten belki de ilk olarak duyacağınız,bence en önemli özelliği belirtmek istiyorum.O da şudur;
***ADAY,KENDİSİ TARAFINDAN KESİNLİKLE ADAY OLMAYACAK.SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI,ÖRGÜTLERİ,DERNEKLER,MAHALLE BÜYÜKLERİ,TEMSİLCİLERİ,BU VE BUNA BENZER GRUPLAR TARAFINDAN BÜYÜK ÇOĞUNLUKLA TEK ADAY GÖSTERİLECEK....
YANİ ADAY KENDİSİ TARAFINDAN ADAY OLMAYIP,İŞE KİM LİYAKAT SAHİP İSE O HALK TARAFINDAN ADAY GÖSTERİLECEK!!!!
Bence gerçek demokrasi bu.Olması gereken de.Seçme,seçilme ve kanun koyma.DEMOS-KRATOS'un yani şu an ki güncel demokrasinin üç saç ayağı.Bence dördüncü saç ayağı da;LİYAKATLİ OLANI SEÇTİRME olmalı.
Şu an ki düzen mi?Demokrasi olmadığı kesin.Bunun adını koymak gerekirse;adı,sanı,partisi ne olursa olsun,bunun adı olsa olsa ADAYLARI NEFSİ TATMİN SEÇİMLERİDİR.
Partisi ne olursa olsun,şu an ki adayların rüyalarını,seçim sabahı "BAŞKANIM"hitaplarını süslediğini tahmin etmekteyim.Bu rüyalara ilaveten takım elbiseyi ve kravatı hangi markayı tercih edeyim de süsleyebilir.Ya da bir sürü insanın el pençe durduğunu...
Vatan,millet,Sakarya,adalet,hak-hukuk,yetim hakkı....bunlar mı? olması gereken,maalesef adayların rüyalarını süsleyemeyen kavramlar.Yani bir aday düşünün,başkan seçiliyor,seçildiği bölgedeki bütün yetimlere maddi manevi sahip çıkıyor.Böyle bir rüya görmek.Sizce mümkün mü bir aday için?
Haksızlık etmeyelim,ama sizce yüzde,pardon binde,pardon on binde kaçtır????
Sahi,yukarıdaki özelliklere sahip(özellikle ilave edilen son madde) bildiğiniz bir aday varsa lütfen bildiriniz.
Kimbilir bir oy bir oy.Belki %50 % 50'de işe yarayabilir.Benden söylemesi...
30 Ocak 2009 Cuma
DAVOS,KATİL VE OLMASI GEREKEN DURUŞ
Ne yalan söyleyeyim Başbakanı,ismini bile ağzıma almak istemediğim Perez'le tv ekranında görünce bir an duraksadım.Ard arda şu soruları sordum kendi iç dünyam da yalnızken.
-Nasıl olurda Başbakan bir katille(daha ağır bir kelime bulamadım)adı her ne olursa olsun, yan yana aynı masayı paylaşabilirdi?
-Henüz akıtılan kanlar sıcaklığını korurken bu ne pişkinlikti?bu ne cesaretti?
-Katliamdan önce Türkiye'ye gelecekler,demekki katliam sonrası da beraber bir araya geleceklerdi.Gizli pazarlıklar mı dönüyordu yoksa?
İnanamamıştım buna.Gözlerim inanmamı söylerken(konuşmalar başlamadan),duygularım "ASLA,BÖYLE DEĞİLDİR"diyordu.
-Aralarda çay,kahveyi nasıl olurda beraber yudumlayabilirdi? bunca insanın ölümünün arefesinde?
Dahası aklıma şu soru gelmedi değil."BU BİR TEZGAH.BURADA İSRAİL AKLANACAK.İSRAİL'İN HAKSIZLIĞI!BERTARAF EDİLECEK.MAALESEF BAŞBAKAN DA BU OYUNA GELECEK"
Tek güvendiğim Sn.Recep Tayyip Erdoğan'ın hitabeti ve bölge hakkındaki bilgisiydi.
Hiç hesaba katmadığım DUYGUSU ve İMAN YÜREĞİ beni şaşırttı.Adı her ne olursa olsun,ister diplomasi deyin ister başka bir şey,her şeyi alt edercesine...
Katil'i dinlerken yüreğim haykırıyordu.Yalan söylüyordu dünyanın gözünün içine baka baka.Acı bir tebessümle dinledim herkes gibi.O an sadece şunu hatırladım;
"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR". Ey Sn.Recep,Ey başbakan,Ey insan!!! S U S A C A K M I S I N???????
....
....
Size oy vermeyen biri olarak;
Teşekkürler Sn.Başbakanım,
Teşekkürler Sn.Milletin Sesi,
Teşekkürler Sn.Mazlumların Sesi,
Teşekkürler Sn.Recep Tayyip Erdoğan,
Bu bir dönüm noktasıdır.Milletin tercümanı olduğunuzun resmidir.Lütfen hep böyle kalın.
Bir lafımda DİPLOMASİ adı altında,yapılanı yanlış! niteleyen ÇOK ŞEY BİLDİKLERİNİ ZANNEDİP TE,HİÇ BİR ŞEY BİLMEYEN ZEVATLARA.
BİR GÜN GELECEK BU DİPLOMASİ BAŞINIZA ÇORAP DİYE ÖRÜLECEK.
HALA AKILLANMAZ MISINIZ?
????????
????????
-Nasıl olurda Başbakan bir katille(daha ağır bir kelime bulamadım)adı her ne olursa olsun, yan yana aynı masayı paylaşabilirdi?
-Henüz akıtılan kanlar sıcaklığını korurken bu ne pişkinlikti?bu ne cesaretti?
-Katliamdan önce Türkiye'ye gelecekler,demekki katliam sonrası da beraber bir araya geleceklerdi.Gizli pazarlıklar mı dönüyordu yoksa?
İnanamamıştım buna.Gözlerim inanmamı söylerken(konuşmalar başlamadan),duygularım "ASLA,BÖYLE DEĞİLDİR"diyordu.
-Aralarda çay,kahveyi nasıl olurda beraber yudumlayabilirdi? bunca insanın ölümünün arefesinde?
Dahası aklıma şu soru gelmedi değil."BU BİR TEZGAH.BURADA İSRAİL AKLANACAK.İSRAİL'İN HAKSIZLIĞI!BERTARAF EDİLECEK.MAALESEF BAŞBAKAN DA BU OYUNA GELECEK"
Tek güvendiğim Sn.Recep Tayyip Erdoğan'ın hitabeti ve bölge hakkındaki bilgisiydi.
Hiç hesaba katmadığım DUYGUSU ve İMAN YÜREĞİ beni şaşırttı.Adı her ne olursa olsun,ister diplomasi deyin ister başka bir şey,her şeyi alt edercesine...
Katil'i dinlerken yüreğim haykırıyordu.Yalan söylüyordu dünyanın gözünün içine baka baka.Acı bir tebessümle dinledim herkes gibi.O an sadece şunu hatırladım;
"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR". Ey Sn.Recep,Ey başbakan,Ey insan!!! S U S A C A K M I S I N???????
....
....
Size oy vermeyen biri olarak;
Teşekkürler Sn.Başbakanım,
Teşekkürler Sn.Milletin Sesi,
Teşekkürler Sn.Mazlumların Sesi,
Teşekkürler Sn.Recep Tayyip Erdoğan,
Bu bir dönüm noktasıdır.Milletin tercümanı olduğunuzun resmidir.Lütfen hep böyle kalın.
Bir lafımda DİPLOMASİ adı altında,yapılanı yanlış! niteleyen ÇOK ŞEY BİLDİKLERİNİ ZANNEDİP TE,HİÇ BİR ŞEY BİLMEYEN ZEVATLARA.
BİR GÜN GELECEK BU DİPLOMASİ BAŞINIZA ÇORAP DİYE ÖRÜLECEK.
HALA AKILLANMAZ MISINIZ?
????????
????????
6 Ocak 2009 Salı
GAZZE'YE DAİR
Kravatlı modern giyimli insanlar.Uzaktan bakıldığında insan diyebileceğiniz tipler.Bunların dünyada oluşturduğu bilmem ne örgütleri,bilmem ne kuruluşları,bilmem ne milletleri…
Adı : Diplomasi. İçi boş bir kelime.Bu oyuna gelen,daha doğrusu getirilen bu bölgenin sözde etkin gücü Türkiye.Ya da “etkin güç”le bize yutturulan,bize biçilen,ölçüsü olmayan bir kelime…
Oynanan oyunları görmek,anlamak için bir Mahir Kaynak,bir Hüsnü Mahalli olmaya gerek yok.Oyun o kadar açık oynanıyor ki…Oynanan oyunu,senaryoyu görmemek için de aptal olmak lazım…Bizlerde aptal olmadığımıza göre.
Ve gözlerimizin önünde cereyan eden vahşet!!! Anlamamız için bir çaba sarfetmeye gerek de yok.Dün Bosna,Çeçenistan,Afganistan,Irak bugün Filistin, Gazze.Yarın…?
Yarını görmek için kahin olmaya gerek yok.Geçmişte de yapılan bütün katliam yerlerinin ORTAK PAYDASI ; MÜSLÜMAN OLMALARI!!!…
Yarın!!! için işte size dört şık.Bu ortak paydaya göre şıkları artırabilirsiniz.
A) Şam
B) Tahran
C) Ankara
D) Hepsi
(Allah Korusun)
Şimdi Gazze için ne mi yapılacak? Bu sorunun da cevabı çok basit.Çünkü senaryo aynı.Anlayabilene…
· BM,katliamın biraz daha artması için hemen tekrardan toplanmayacak! Biraz daha katliamın olması için bir 5-10 gün daha bekleyecek.
· Bu sayede şehit sayısı binlerin üzerinde olacak.BM öncelikle SÖZDE İNSANİ GIDA,İLAÇ yardımı için kapıları açtıracak!!! İsrail’le bu konuda anlaşılacak!!!
· AB falan filan kınama ifadeleri kullanacak.
· Sonrasına UN yazılı tankları göreceğiz hayalet şehir Gazze’de.
· Amerika’dan da teröre!!! İlişkin beyanatlar olacak bu arada.Hamas’ın ve diğer terör örgütlerinin zararları anlatılacak bizlere!!!
Yazıklar olsun.İnsan olmaya utanılacak hale sokan bu anlayışa lanet olsun.
Ve işbirlikçilere;
Adı,sanı,ülkesi ne olursa olsun,sizlere de yazıklar olsun…
ALLAH’IN LANETİ BU KATLİAMI YAPAN,YAPTIRANLARIN ÜZERİNE OLSUN…(Amin)
“Ya Rabbi! Gücümüz şu an sade duaya yeter ki,sen hakkıyla her şeyi görensin,bilensin.Oradaki Müslüman kardeşlerimize yardım et.Zalimleri,kafirleri kahreyle.Onların oyunlarını boz.Onlara başka imkanlar verme.Zalimlerin,kafirlerin kalplerine öyle korku salki,ne yapacaklarını şaşırsınlar.Sen ki her şeyi hakkıyla görensin,bilensin.Bizlere de şuur nasip eyle…” (Amin)
Adı : Diplomasi. İçi boş bir kelime.Bu oyuna gelen,daha doğrusu getirilen bu bölgenin sözde etkin gücü Türkiye.Ya da “etkin güç”le bize yutturulan,bize biçilen,ölçüsü olmayan bir kelime…
Oynanan oyunları görmek,anlamak için bir Mahir Kaynak,bir Hüsnü Mahalli olmaya gerek yok.Oyun o kadar açık oynanıyor ki…Oynanan oyunu,senaryoyu görmemek için de aptal olmak lazım…Bizlerde aptal olmadığımıza göre.
Ve gözlerimizin önünde cereyan eden vahşet!!! Anlamamız için bir çaba sarfetmeye gerek de yok.Dün Bosna,Çeçenistan,Afganistan,Irak bugün Filistin, Gazze.Yarın…?
Yarını görmek için kahin olmaya gerek yok.Geçmişte de yapılan bütün katliam yerlerinin ORTAK PAYDASI ; MÜSLÜMAN OLMALARI!!!…
Yarın!!! için işte size dört şık.Bu ortak paydaya göre şıkları artırabilirsiniz.
A) Şam
B) Tahran
C) Ankara
D) Hepsi
(Allah Korusun)
Şimdi Gazze için ne mi yapılacak? Bu sorunun da cevabı çok basit.Çünkü senaryo aynı.Anlayabilene…
· BM,katliamın biraz daha artması için hemen tekrardan toplanmayacak! Biraz daha katliamın olması için bir 5-10 gün daha bekleyecek.
· Bu sayede şehit sayısı binlerin üzerinde olacak.BM öncelikle SÖZDE İNSANİ GIDA,İLAÇ yardımı için kapıları açtıracak!!! İsrail’le bu konuda anlaşılacak!!!
· AB falan filan kınama ifadeleri kullanacak.
· Sonrasına UN yazılı tankları göreceğiz hayalet şehir Gazze’de.
· Amerika’dan da teröre!!! İlişkin beyanatlar olacak bu arada.Hamas’ın ve diğer terör örgütlerinin zararları anlatılacak bizlere!!!
Yazıklar olsun.İnsan olmaya utanılacak hale sokan bu anlayışa lanet olsun.
Ve işbirlikçilere;
Adı,sanı,ülkesi ne olursa olsun,sizlere de yazıklar olsun…
ALLAH’IN LANETİ BU KATLİAMI YAPAN,YAPTIRANLARIN ÜZERİNE OLSUN…(Amin)
“Ya Rabbi! Gücümüz şu an sade duaya yeter ki,sen hakkıyla her şeyi görensin,bilensin.Oradaki Müslüman kardeşlerimize yardım et.Zalimleri,kafirleri kahreyle.Onların oyunlarını boz.Onlara başka imkanlar verme.Zalimlerin,kafirlerin kalplerine öyle korku salki,ne yapacaklarını şaşırsınlar.Sen ki her şeyi hakkıyla görensin,bilensin.Bizlere de şuur nasip eyle…” (Amin)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Sen ki her dalgayı dalga görürsün!!!
Çocuk ve Su.Hayatı anlamlaştıran sade ve tek iki olgu...Akif Emre HAŞİMOĞLU - Ahmet Esat HAŞİMOĞLU